yazilar2

Mustertext

 

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
ABD’ye bel bağlayanlar felakete koşuyor
   
Çöhregani, ABD ile yakın ilişkileri olan bir Azeri lideridir.
PKK ile ne ilgisi var diyeceksiniz, işte onu söyleşeceğiz.

Çöhregani’ye tek soru
Çöhregani, 2005 yılı olabilir, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da İşçi Partisi İl Merkezi’nde ziyaretime gelmişti.
Dinledim, akılları fikirleri İran’ı bölmek ve İran Azerilerini kurtarmaktaydı.
Onlara tek bir soru sordum:
“Siz daha Karabağ’ı Ermenilerden kurtaramıyorsunuz, başınıza bir de koskoca İran işi açıyorsunuz. Bunu hangi gücü arkanıza alarak başaracaksınız?”
Başlarını önlerine eğdiler. Çünkü yaslandıkları gücü İşçi Partisi Genel Başkanı’na açıkça söyleyemezlerdi.

Bölge halklarını kurtaracak parlak fikir
Ferit İlsever arkadaşım, benim üç görüşçümden biridir. O’ndan öğreniyorum. Bir BDP yöneticisi, Türkiye, Suriye, Irak ve İran Kürtlerinin Kürdistan’ı kurmalarını bölge ülkelerinin kurtuluşu için ne kadar yararlı olacağını anlatıyormuş. Herkes o Kürdistan’dan kuvvet alarak kendi ülkesini kurtarabilirmiş.

PKK ve BDP’lilere soru
Aklıma Çöhregani geldi. Şimdi buradan o kardeşime soruyorum:
Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi bölge ülkelerini, hangi güce dayanarak bölecek ve bizi de kurtaracak olan Kürdistan’ı kuracaksınız?
Bölge ülkelerini bölme iddiasındaki o güç zaten iş başındadır. 1991’de Birinci Körfez Savaşıyla bölgeye silahla gelmiştir. 2003’te Irak’ı işgal ederek ikinci atağını yapmıştır ve şimdi de Suriye’yi karıştırmaktadır.
Bu güçle işbirliği yapılarak kurulan üsler, bölgenin kurtarıcısı değil, lanetlisi olmuştur.

ABD’ye bel bağlayanlar felakete koşuyor
Bütün Kürt örgütlerinin, özellikle bizim Kürtlerimizin öncü kesimlerinin, güncel dalgalanmalardan kendilerini kurtarıp girilen süreci anlamaları, tarihsel bir sorumluluktur.
ABD’ye güvenerek bölge ülkelerini bölme ve Kürdistan kurma girişimi, büyük felaketle sonuçlanacaktır. ABD’nin bunu başarma şansı kesinlikle bulunmuyor.
Ve bu, dönüşü olmayan bir yoldur. ABD, burada geçicidir. Kalıcı olanlar, Türkiye’dir, İran’dır, Irak’tır, Suriye’dir ve Kürtlerdir.
ABD himayesinde kurulan Kukla Devlet meydanda. Bırakalım, bütün bölge halklarını kurtarmayı, bölgede ve gelişen dünyada yer alan herkes, orayı bir ABD üssü ve ihanet yuvası olarak görmektedir.

ABD’ye uzatmalı askerlik hizmeti
Planını ABD’nin emperyalist başarılarına bağlayan bir Kürt önderliği, ABD’nin paralı askerlik gücü olarak cepheden cepheye sürülecektir. Halka derin acılar ve sefaletten başka bir şey vermeyecektir. Barzani’nin ve PKK’nin bugünkü siyasetlerinin varabileceği bir barış ve huzur yoktur.

Bölge ittifakı kaçınılmaz
Bugün bir tek Tayyip Erdoğan yönetimi, ABD’nin ve İsrail’in bölgedeki son fedaisi olarak, Barzani’nin açık müttefikidir; PKK’nin de dolaylı müttefikidir.
Ancak ABD, Ankara’yı da kaybedecektir ve bölge ittifakı kurulacaktır. Bu, kaçınılmazdır. Bunu görmekten kaçanlar, yarın kendilerini kurtarmak için ne yapacaklar bilinmez, ama Kürt halkı başta olmak üzere bütün bölge halklarının lanetini kazanacaklardır.
Kürdümüze özgürlük, kardeşlik ve zenginlik getirecek olan büyük siyaset, derhal bütün bölge ülkelerinin anti-emperyalist cephesinde yer almaktır. Akılları varsa, ABD emperyalizminin planlarında rol üstlenmeyeceklerini ilan etmelidirler. Türkiye düşmanlığına açıkça son vermelidirler.

Hükümet olmak
Kürtlerin yaşadıkları ülke halklarıyla birlikte, onların parçası olarak hükümet olmaları, ABD emperyalizminin bölgeye müdahalesinin kırılmasına bağlıdır. O zaman görülecektir; bölge Türkiye’den başlayarak hızla bir milli demokratik devrimler sürecine girecektir.
Bu süreç, bölge ülkelerinin Asya, Latin Amerika ve Afrika’da olduğu gibi bölge çapında birleşmelerini dayatıyor. Kürt, o birleşmenin bozguncusu olarak değil, yapıcısı olarak, bölge ülke ve halklarıyla uyum içinde özlemlerine kavuşabilir.

Türkiye halkını düşman yapıyorsunuz
Bazı birikimsiz, çapsız ve sorumsuz kimseleri, lider pozisyonlarda, altında kalacakları girişimlerde görüyoruz. Onları da 75 milyonluk halkımızın dirliği için uyarıyoruz. Türkiye, halkını kaybetmek, sandıkları gibi bir başarı çizgisi değil, felaket çizgisidir. Türkiye Kürdünü kaybederek büyük zorluklarla karşılaşır. Ama Kürt, Türkiye halkını kaybederse, karşılaşacağı durum zorluğun çok ötesindedir.

Baş dönmesi
Yanlarında gördükleri üç beş kişiliksiz dönek, Türkiye halkının hiçbir kesimini temsil etmez. Ancak sergiye konan mostralık görevi yapar. Mostrayla kazanılmış bir başarı yoktur.
En tehlikelisi, bu Neoliberal, Amerikancı dönek tayfasının bu süreçte kışkırtıcı rolü oynamalarıdır. Faturası, kışkırtıcıya değil, kışkırtılana çıkar.
Baş dönmesi, başsız kalmanın başıdır.


 

 

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
ANADİL, EN İYİ BİLDİĞİMİZ VE TOPLUM HAYATINDAKİ DİLİMİZDİR
   
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eğitim dili üzerine 9 maddelik bir
program açıkladı.Sayın Perinçek'in açıklaması şöyle;


1. Kürt sorunu, demokratik haklar açısından fiilen çözüldü
Türkiye’de Kürt sorunu, demokratik haklar açısından esas olarak fiilen çözülmüş
bulunuyor. “Kürt gerçekliğinin” kabulü; Kürtçe konuşma, yazma, öğrenme, yayın
yapma; Kürt dilini, tarihini ve kültürünü araştırma gibi özgürlükler; uzun ve çetin
demokratik mücadelelerden sonra, Partimizin de önemli katkılarıyla artık esas olarak
hayata geçmiştir. Öte yandan Kürt yurttaşlarımıza karşı eşitsiz uygulamalar ve
çeşitli haksızlıklar, büyük ölçüde giderilmiştir ve Türk ve Kürt tekmil milletimizin birlik
ve barış içinde ilerlemesinin koşulları özgürlükler açısından esas olarak sağlanmıştır.
Türkiye halkının ortak demokratik mücadelesinin ürünü olan bütün bu kazanımların,
önümüzdeki dönem pekiştirileceği ve hukuka geçirileceği bir sürece girilmiştir.

2. Kürt sorunu, artık emperyalizme karşı birlik ve mücadele sorunudur
Demokratik hakların fiilen gerçekleşmesinden sonra, özellikle bugün ABD’nin Suriye’yi
bölmek için silahlı ihaneti harekete geçirdiği ve Batı’lı emperyalistlerin ülkemizde
ayrılıkçılığı kışkırttığı koşullarda, Kürt sorunu artık emperyalizme karşı birleşme ve
mücadele sorunudur. Kazanılan özgürlükleri pekiştirecek tavır budur.

3. “Kürtçe eğitim” vb kampanyalar Batı’da planlandı
Kürt sorununun özgürlükler açısından esas olarak, fiilen çözüldüğü ve birlik
ihtiyacının yakıcı olarak öne çıktığı bir ortamda, “Kürtlere özgürlük” sloganının
emperyalist amaçlarla kullanıldığı açıkça görülmektedir. ABD’nin BOP Eşbaşkanlığını
üstlenen Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimi yanında, TÜSİAD, Batı güdümlü
Kürt ayrılıkçılığı ve NGO’lar; “Kürtlerin demokratik talepleri”ni Türkiye’de iç yıkıcılığı
kışkırtma faaliyetinin bayrağı haline getirmişlerdir. “Türk milleti” kavramını anayasa
dışına sürmek ve “bölgesel özerklik” türünden kampanyalar, bu amaçla Batı’da
planlanmıştır ve Batı’nın güdümünde örgütlü olarak yürütülmektedir.

4. Anadil, en iyi bildiğimiz ve toplum hayatındaki dilimizdir
Anadille eğitim, kuşkusuz evrensel bir haktır. Ancak anadil, bir insanın etnik
kökenindeki dil değil, en iyi bildiği ve toplum hayatının her alanında en iyi konumda
olmasını sağlayan dildir.
Türkiye’de Kürt yurttaşlarımızın büyük çoğunluğunun en iyi bildiği dil, Kürtçe veya
Zazaca veya bu dillerin çeşitli lehçeleri değil, Türkçedir.
Türkçe, hem Türkiye ölçeğinde bütün yurttaşlarımız arasındaki; hem de Kürt
yurttaşlarımız arasındaki ortak anlaşma aracıdır. Türk-Kürt tekmil milletimizin anlaşma
dili Türkçedir. Kürtçe, hukuk, tıp, ekonomi, felsefe, edebiyat, mühendislik vb.
öğrenimi için yetersizdir. Öcalan dahi, bağımsızlıktan sonra 50 yıl Türkçe ile hayatı
sürdüreceklerini söylemektedir.
Kürt yurttaşlarımız, toplum hayatının her alanında, çalışma hayatında, ekonomide,
ticarette, siyasette, kültürde vb Türkçe konuşarak ve yazarak yaşamakta, etkili
olabilmekte, kendilerini geliştirebilmekte ve halkımızın geleceğine katkıda
bulunmaktadırlar. Kürtçenin çeşitli lehçelerinin devlet okullarında öğretilmesinin, iş
ve kamu hayatında bir karşılığı, uygulama kabiliyeti ve işlevi yoktur.
Bu nedenlerle bütün yurttaşlarımız gibi Kürt yurttaşlarımızın refahı, mutluluğu ve
gelişmeleri de, her yurttaşın en iyi bildiği, ortak dilimiz Türkçeyi daha iyi
öğrenmelerine, daha iyi eğitilmelerine ve eşitliğin her alanda gerçekleştirilmesi için
gerekli imkânların devletçe sağlanmasına bağlıdır.

5. İsteyene Kürtçe öğrenme ve araştırma olanağı devletçe sağlanmalıdır
Bugün Türkiye’mizde Kürtçe konuşma, yazma, yayın yapma, öğrenme ve araştırma
özgürlüğü vardır. İsteyen yurttaşlarımızın bu özgürlüklerini kullanmaları için gerekli
yardım ve araçları sağlamak, devletin görevi olmalıdır. Kürtçenin seçmeli ders olması
da denenebilir.

6. Okullarda Kürtçe öğretim imkânsız ve işlevsiz
Ancak okullarda Kürtçe öğretim sisteminin getirilmesi, hem mümkün değildir, hem de
Kürt yurttaşlarımızın gelişmelerine hizmet etmez. Çünkü Kürtçe öğretim için, önce
bütün Kürt yurttaşlarımızın bildiği ortak bir Kürt dilinin yaratılması, sonra bu ortak
Kürtçenin geliştirilmesi ve öğretilmesi gerekir. Kabul edileceği varsayılan “ortak
Kürtçe”, Kürt yurttaşlarımızın çoğunluğu açısından, anadil olmayacağı gibi, toplum
hayatında da işlevsel olmayacaktır. Çünkü Türkiye’de Kürtçenin herhangi bir
lehçesiyle iş hayatına katılmak, kamu hizmetinden yararlanmak ve kamu görevi
yapmak, bugün için de yarın için de mümkün ve mantıklı değildir.
PKK’nin kendi eğitim dili dahi Türkçe iken, bunu bölgesel veya ülke düzleminde
uygulama olanağı yoktur.

7. Okullarda Kürtçe öğretim, ancak ayrı devlet amacıyla açıklanabilir
Bu gerçekler ışığında, “okullarda Kürtçe öğretim” talebi, aslında en azından yarım
yüzyılı aşacak bir süre “ortak Kürtçe” yaratma ve yaratılacak “ortak Kürtçe”yi
okullarda öğretme amacından başka bir şeye hizmet etmez. Bu çaba da, tarihi
durdurmak anlamına gelir ki, mümkün değildir. Buna rağmen, böyle bir çaba içine
girmek Kürt yurttaşlarımızı kuruluşuna asli unsur olarak katıldıkları Türkiye
Cumhuriyeti’nden ayırmaya ve emperyalizmin güdümünde ayrı bir devlet kurmaya
yöneltmekten başka bir anlam taşımaz.
Eğer Kürdümüz Türkiye’den ayrılarak başka bir devlet kuracak olurlarsa, orada da
eğitim dili ya Türkçe olur, ya da İngilizce. Denenince görülür.
Kürtler dahil bütün Türkiye halkına, milli boğazlaşmalar, emperyalizme esaret,
Ortaçağ karanlığı, felaket ve acıdan başka hiçbir şey getirmeyecek olan ayrılıkçılığa
karşı sımsıkı kenetlenmek ve Türkiyemizin birliğini savunmak; her yurttaşımızın görevi
ve sorumluluğudur.

8. İlköğretimden üniversite sonuna kadar bağımsızlıkçı, halkçı, aydınlanmacı,
kardeşlikten yana, devrimci, parasız Türkçe eğitim ve öğretim

Bağımsız Türkiye’nin halk hükümeti, Cumhuriyet Devrimimizin Tevhidi Tedrisat
(Öğretimin Birliği) ilkesini, ilköğretimden üniversite sonuna kadar bütün okullarda
yeniden hayata geçirecek; bugün İngilizce gibi yabancı dillerle öğretim yapan okul
ve üniversiteler dahil bütün eğitim ve öğretim kurumlarında Türkçe eğitim ve
öğretimi gerçekleştirecek; yabancı dilleri öğretim kurumlarımızda en iyi bir şekilde
öğretecek; holdinglere, vakıflara, tarikatlara, yabancı kuruluşlara ait bütün okul ve
üniversiteleri kamulaştıracaktır.

9. Devrimci Eğitim ve Aydınlanma Seferberliği
Halk hükümeti, vatanımıza ve halkımıza hizmet ruhuyla dolu, ekonomide verimli,
emeğe saygılı, kardeşlik bilinci sağlam, dayanışmacı, toplumcu ve devrimci bir gençlik
yetiştirmek ve bütün yurttaşlarımızı bu temel ilkeler ışığında yeniden eğitmek için,
devletin ve toplumun bütün imkânlarını seferber ederek Devrimci Eğitim ve
Aydınlanma seferberliği yürütecektir.


 



Gratis Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!